Haber verelim, siz de sürprizlerden geri kalmayın!
|
Testi çöz nasıl biri olduğunu söyleyelim. Seninle aynı cevapları veren ruh eşini hemen öğrenebilirsin!
|
|
Bu bölümde yeni yüzleri daha rahat seçebilir ve fotoğrafları puanlayabilirsin, söyle bakalım kim hoş, kim boş?
|
Hayatta bazı şeyleri o kadar kanıksamışızdır ki, olayların veya bazı alışkanlıklarımızın kökenini, nereden çıktığını bilmeden yaşayıp gideriz.
|
Hayata bakış şeklinin aşk hayatını doğrudan etkilediğini biliyor muydun?
Testimizi çöz, bak bakalım sen kimlerdenmişsin :)
|
|
SEVGİNİN DEĞERİ
|
1 milyon dolar verseler sevgilinizi terk eder
misiniz? Ya da "Seviyorum, aşığım" dediğiniz insan uğruna nelerden
vazgeçersiniz? Sevginin değerini ölçmek mümkün mü?
Aşağıda okuyacağınız Richard Fawler'ın yazısı, bu sorunun cevabını ziyadesiyle
veren eşsiz duygusallıkta bir öykü. Eğer gerçek sevgiyi bulduğunuza
inanıyorsanız,onu kaybetmemek için her türlü fedakarlığı yapın. Yalnızsanız,
sevgi adına ümidinizi asla kaybetmeyin. Sizin kalbinizin yarısı da mutlaka bir
yerlerde sizi bekliyor...
Tuzlu Kahve
Kıza bir partide rastlamıştı. Harika bir şeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı
vardı ki! Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu
dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi
yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle
heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da
huzurunu kaçırdı. "Ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden
garsonu çağırdı. "Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi. "Kahveme koymak için."
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.
Kız, merakla "Garip bir ağız tadınız var" dedi.
Delikanlı anlattı: "Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve
denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla
büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu
tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi
hatırlıyorum. Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. Onları ve evimi
öyle özlüyorum ki..." Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının. Kız
dinlediklerinden çok etkilenmişti. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini
bu kadar özleyen bir adam evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen,
evini arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı, tıpkı çocuğunki gibi...
O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu. Tatlı ve sıcak...Ve de bu
sohbet, öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii. Buluşmaya devam
ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna
kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir
kaşık tuz koydu, hayat boyu.
Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü. 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti.
"Ölümümden sonra aç" diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle
diyordu, satırlarında: "Sevgilim, bir tanem... Lütfen beni affet. Bütün
hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek
kere yalan söyledim... Tuzlu kahvede... İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?
Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken "tuz" çıktı ağzımdan. Sen ve
herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu
yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği
anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi
ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok... İşte gerçek. Ben tuzlu kahve
sevmem. O garip ve rezil bir tat. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil
kahveyi içtim. Hem de zerre kadar pişmanlık duymadan.
Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve
ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi
yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle
geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam
da." Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında bir
gün biri, kadına "Tuzlu kahve nasıl bir şey?" diye soracak oldu. Gözleri
nemlendi kadının. "Çok tatlı!" dedi...
|
|
|
|
|
|